1 Eylül 2022 Perşembe

Oryantalistler yüzyıl boyunca Kur'ân üzerinde çalışmalar yaptılar, Kur'ân metnini/lafzını değiştirebilmenin, tahrif etmenin ya da mushaflar arasında farklılıklar keşfetmenin yollarını aradılar. Maksatları İslâmı yeryüzünden silip yoketmekti. Sonuçta şunu keşfettiler; Bir inancı yoketmek onun daha güçlü bir şekilde yeniden ortaya çıkmasına sebep olur. Önemli olan inancı yoketmek değil istikametini mahiyetini değiştirmektir. Bu sebeple Kur'ân'ın metni/lafzı üzerindeki -uzun yıllar buyunca sürdürdükleri- çalışmalarına son verip Kur'ân'ın manasına, ruhuna yani Kur'ân'ı hayata tatbik eden, Kur'ân'ı ete kemiğe bürüyen Nebevî Sünnete, Sahabeye ve İslâmî İlimler'e savaş açtılar. Sahabe üzerinde, Hadisler üzerinde, Fıkıh ve Mezhepler üzerinde, Ulemâ üzerinde şüpheler ve tartışmalar meydana getirdiler. İslâm dünyası ise bu şüpheleri ve tartışmaları kendine aitmiş gibi "sorgulamadan" sahiplendiler. Bir hocamızın da dediği gibi; bizzler bugün bu tartışmaları "Goldziher şöyle dedi, Schaht böyle söyledi, Watt şunu söyledi.." diyerek tartışmıyoruz, "İslamoğlu bunu söyledi, Okuyan şunu söyledi, Bayındır şöyle dedi, Öztürk böyle dedi" diyerek tartışıyoruz. İddialar, şüpheler, ithamlar, oryantalistlerden değil de içerdenmiş gibi görünen bu adamlardan geldiği için biz bu şüpheleri tartışmaları yerli, içerden, bizden zannediyoruz. Bugün ümmetçe bu meseleleri tartışıyorsak; Hadislerin subûtunu ve hücciyyetini tartışıyorsak, Peygamberin(s.a.v.) şârî (hüküm koyucu) olup olmadığını tartışıyorsak, bu durum oryantalistlerin çalışmalarında başarılı olduğunun göstergesidir. Şükrü Yaşar


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KULLANANLARDAN BORAKS

 KULLANANLARDAN BORAKS VE KARBONATLA TEDAVİ MUCİZELERİ...                                                                                  *...