ASR-I SAÂDETTEKİ MÜSLÜMANLARIN HÂRİKULÂDE HÂFIZALARI:
Cenâb-ı Hak, Hicr Sûresi’nin 9. âyet-i kerîmesinde (mealen): “Şüphe yok ki, o Kur’ân’ı biz indirdik biz. Ve muhakkak ki, onun için muhâfız olanlar da bizleriz.” buyurmuştur.
Asr-ı Saâdette ve onu müteâkip asırlarda yetişmiş birçok İslâm âliminin hâfızasındaki hârikulâdelik meşhurdur.
Husûsiyle fakîh ve muhaddislerden olan Şa’bî (rah.), hiç yazmaksızın binlerce hadîs-i şerîf ezberlemiş, her işittiği hadîs-i şerîfi tekrar edilmesine hâcet görmeksizin derhal ezberleyip bir daha unutmamıştır.
Tâbiînden Zührî (r.a.), Kur’ân-ı Kerîm’i seksen günde ezberlemişti, ezberlediği hadîs-i şerîflerden elde ettiği ilimlerden hiç birini unutmadığını dile getirirdi.
Muhaddislerden Ebû Zür‘a (rah.) da “Yüz bin hadîs-i şerîfi, İhlâs Sûresi’ni ezbere bilir gibi bilirim, üç yüz bin hadîs-i şerîfi de müzâkere sûretiyle söyleyebilirim” derdi. Bunlar, eserleri ile sabit birer hakîkattir.
İşte böyle büyük bir istidâda mâlik olan ve yeni nâil oldukları bir dînin şevkiyle yürekleri çarpıp duran Ashâb-ı Kirâm’ın da Kurân-ı Kerîm’i derhal ezberleyecekleri şüphesiz idi.
Hakîkaten, daha İslâmiyetin başlangıcında yüzlerce Kur’ân hâfızları yetişmiştir ki bunlara “Kurrâ” denirdi.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder