3 Aralık 2022 Cumartesi

Eğer kişi, haram bir fiili / yasağı, haram olduğuna inanarak yaparsa, yani itikadî açıdan bir sakatlığı-problemi yoksa, günahkâr olur, kendisine nedametle tevbe ve istiğfar gerekir. Hatta mümkünse tesbih namazı kılması daha iyi olur.


Ancak, söz konusu haramların hürmetine inanmayarak, hafife alarak, alay ederek (istihfaf ve istihza yollu haramlığını önemsemeyerek, canım bundan ne çıkar gibi laflarla) ya da şeriatın kötü ve çirkin dediği bu fiilleri beğenip tasvip ederek, hoş ve güzel görerek işlerse, Allah korusun küfre girer.
Bunları bu kadar detaylandırmanın faydası da gereği de yok. Ölçü belli. Adı geçen mektuptaki izahat çok nettir. Aşağıda linkini vereceğimiz makaleleri mutlaka dikkatlice okuyunuz. Kafanızda istifham çengeli oluşturan bütün sorularınızın cevabı var oralarda... Atalarımızın tabiriyle “okka her yerde dört yüz dirhem”. Bu tabir, konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenmiş bir sözdür; şartların değişmesiyle neticenin değişmeyeceğini anlatır bize...
Maamafih elimize “küfür mührü”nü alıp, hemen her şeyde ölçüsüzce insanlara küfre düştün / kâfir oldun demek de hayli sıkıntılı ve mahzurludur. İman-küfür kıstaslarını / kriterlerini iyi değerlendirmek gerekir. Kısacası ölçüsüz hareket edemeyiz, etmemeliyiz. Öyle ulu orta ülkede veya dünyada yüzde kaç Müslümanın olduğunu söylemek doğru olmaz. İmanın da şubeleri var. Herkesinki aynı derece ve mertebede değildir elbette… Bütün bunları göz ardı etmemeli, ölçüsüz davranmamalıyız.
Akaid ve kelâma dair eserlerde bütün bunlar teferruatıyla ele alınmış ve açıklanmıştır. Ayrıca eğer zahmet edip sitemizde şöyle kısa bir gezintiye çıkar, araştırırsanız buna benzer pek çok yazıyla-cevapla da karşılaşırsınız. Aynı şeyleri durmadan tekrar etmenin lüzumu da faydası da yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KULLANANLARDAN BORAKS

 KULLANANLARDAN BORAKS VE KARBONATLA TEDAVİ MUCİZELERİ...                                                                                  *...