Bunları bu kadar detaylandırmanın faydası da gereği de yok. Ölçü belli. Adı geçen mektuptaki izahat çok nettir. Aşağıda linkini vereceğimiz makaleleri mutlaka dikkatlice okuyunuz. Kafanızda istifham çengeli oluşturan bütün sorularınızın cevabı var oralarda... Atalarımızın tabiriyle “okka her yerde dört yüz dirhem”. Bu tabir, konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenmiş bir sözdür; şartların değişmesiyle neticenin değişmeyeceğini anlatır bize...
Maamafih elimize “küfür mührü”nü alıp, hemen her şeyde ölçüsüzce insanlara küfre düştün / kâfir oldun demek de hayli sıkıntılı ve mahzurludur. İman-küfür kıstaslarını / kriterlerini iyi değerlendirmek gerekir. Kısacası ölçüsüz hareket edemeyiz, etmemeliyiz. Öyle ulu orta ülkede veya dünyada yüzde kaç Müslümanın olduğunu söylemek doğru olmaz. İmanın da şubeleri var. Herkesinki aynı derece ve mertebede değildir elbette… Bütün bunları göz ardı etmemeli, ölçüsüz davranmamalıyız.
Akaid ve kelâma dair eserlerde bütün bunlar teferruatıyla ele alınmış ve açıklanmıştır. Ayrıca eğer zahmet edip sitemizde şöyle kısa bir gezintiye çıkar, araştırırsanız buna benzer pek çok yazıyla-cevapla da karşılaşırsınız. Aynı şeyleri durmadan tekrar etmenin lüzumu da faydası da yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder