Hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur:
Diğer bir hadîs-i şerîfte de: “İslâm’a ve Müslümanlara tuzak kurulmaya çalışılan her bir bidate karşı, Allâhü Teâlâ’nın sâlih bir velîsi vardır ki o, İslâm’ı muhafaza eder, İslâm alâmetlerinden bahseder. Siz de (bidatlerin istilasından dolayı) yalnız kalmış o velileri koruyarak (İslâm alâmetlerinden bahsedilen) o meclislerde hazır olmayı ganimet bilin. Allâh’a tevekkül edin ve Allah, vekil olarak yeter.” (el-Câmiu’s-Sagîr) buyurulmuştur.
Son kitap Kur’ân-ı Kerîm’in, son Peygamber Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem’in hizmetinde olan, dur durak bilmeyen bir topluluk inşâallah kıyamet sabahına kadar hizmetini devam ettirecektir. Hadîs-i şerîflere şüphe ile bakanlar var. Her ne kadar şüphe ile bakanlar olsa da hadîs-i şerîfler, o zamandan günümüze kadar noktası noktasına, virgülü virgülüne, maneviyat ehli zâtlar tarafından titizlikle aktarılmış, yüzlerce şerhler yazılmıştır. Böyle olmasaydı; sadece ibaresi kalmış olsaydı, şu günde bu kitapların, hadîs-i şerîflerin hiçbirini anlayamazdık. Sünnette hata olmadığını bildikleri hâlde sünnete saldıranların bu hücumları Ehl-i Sünnet’e, dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’edir.
Allâhü Teâlâ tarafından husûsî olarak gönderilmiş olan Ehl-i Sünnet âlimleri, bütün ilmî güçlerini ortaya koyarak, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ile Ashâb-ı Kirâm’ın tatbikatlarındaki itikâdî ve amelî hükümleri her asırda öğretme gayretinde olmuşlar ve olacaklardır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder