21 Ocak 2023 Cumartesi

İMAN NUR'DUR VE ALLAH TEALA'NIN LUTFU'DUR Bir kimse kainatın sahibi, her şeyi yaratan, her şeye güç yetiren, Allah Teala'yı tanımaz ve ona iman etmez ise kendini ebedî bir husrana ve azaba sokmuş olur. Bir Müslüman hiç olmazsa Allah Teala hakkında şu bilgileri bilmek zorundadır: Allah Teâlâ'nın varlığı kendisindendir ve varlığının devamı da kendisindendir. Hiç bir şey yok iken o vardı. Allah’ın dilediği hariç hiç kimse ebedî değildir. Yani her şey ölse de Allah Teâlâ ölmez. Tekdir, eşi, benzeri, dengi, misli yoktur. Her şey ona muhtaçtır o ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Yaratılmaşların hiç biri Allah Teâlâ'ya benzemez. O hayal etmekle bilinemez. Şekil'den ve sûrettten münezzehtir. Altı yönden münezzehtir. Yani Allah Teala için sağ, sol, ön, arka, alt ve üst söz konusu değildir. Allah Teala zamandan ve mekandan münezzehtir (uzaktır). Ölmeyen diri, uyumayan ve uyuklamayan kayyumdur/kainatın idaresi ondadır. Herşeyi bilir. Herşeyi görür. Herşeyi işitir. Herşeye gücü yeter. Onun dilediği olur dilemediği olmaz. Ses ve harften münezzeh olarak konuşur ki mushaf içindeki mana (Kuran-ı Kerim) Allah Teala'nın kelamıdır. Dilediğini yaratır ve dilediğini yok eder.Onun hükmü üzerinde hiç bir hüküm yoktur ve onun olmasını istediği bir şeyi kimse engelleyemez. Onun verdiğine kimse mani olamaz. Vermediğini kimse verdiremez. Mahlukatı için bir takım ölçüler, eceller, rızıklar ve kaderler taktir etmiştir. Onun takdirini bozacak kimse yoktur. Allah Teâlâ'ya îmân eden bir kimse onun Rasûllerine ve özellikle Hz. Muhammed'e (Sallallahu ala cemîil enbiyai vel mürselîn) iman eder. Onun getirdiği hakikatlere şüphe duymaksızın inanır ve tasdik eder. Aynı zamanda Meleklere, diğer Peygamberlere indirilen Kitaplara, Âhiret gününe yani öldükten sonra tekrar diriltilip hesaba çekileceğine, hayrı ile şerri ile acısıyla tatlısıyla kadere ; hayrın ve şerrin Allah Teala'nın yaratmasıyla olduğuna, iman edenlerin ve amel-i salih işleyenlerin gireceği ve ebedî olarak kalacağı göz göremedik kulak duymadık akla hayale gelmedik nimetlerin bulunduğu Cennetin varlığına, kâfirlerin ve âsîlerin gireceği ve kâfirlerlerin ebedî kalacağı korkunç azapların olduğu bu dünya ateşinden 69 kat daha sıcak simsiyah rengi olan bir Cehennemin varlığına iman eder… İşte bir kimse kısa ve öz olarak bunlara iman ederse Mümin ve Müslüman olur. İnanılacak şeyler tabii ki bunlar ile sınırlı değildir herkesin Ehl-i Sünnet itikadı'na sahip olması gerekir ve bu hususta kendisini geliştirecek kitaplar okuması lazımdır. Bunlardan meşhur olanlar şunlardır: İmam-ı Azam Ebu Hanefe rahimehullah'ın Fıkh-ı Ekber’i, Tahavî Akidesi, Sevad-ı A'zam, Şerhul Akaid gibi kitapları okuyup öğrenmelidir. Ayrıca kişinin imanını koruyabilmesi için kişiyi küfre sokan durumları bilip öğrenmesi gerekir bunlara “Elfaz-ı küfr” denir. Bütün bunlardan sonra şunu da iyi bilmelidir ki eğer bir kimse iman edebildi ise kendi marifetinden değil Allah Teala'nın nimeti ve lutfuyla iman etmiştir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur : "Eğer üzerinize Allah’ın lutfu ve rahmeti olmasaydı elbette husrana uğrayanlardan olurdunuz." (Bakara, 64) Yine başka bir ayet-i kerimede : "Eğer üzerinize Allah’ın lutfu ve rahmeti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı fakat Allah dilediğini temize çıkarır ve Allah ziyadesiyle işitendir ve ziyadesiyle bilendir." (Nûr, 21) Yine Allah Azze ve Celle Bakara Sûresinin ilk ayetlerinde Kuran'ın içinde şüphe bulunmadığını, müttegîler (Allah'ın emirlerine karşı gelmekten ve yasaklarını çiğnemekten korkanlar) için hidayet olduğunu, o müttegîlerin ğayba (görülmeyen âleme ve görmedikleri halde Allah'a, Meleklere, cinlerin ve şeytanların varlığına, cennetin ve cehennemin varlığına) iman ettiklerini, o müttegîlerin namazı kıldıklarını, o müttegîlerin Allah’ın kendilerine verdiği rızıktan Allah yolunda infak ettiklerini, o müttegîlerin Hz Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme indirilen kuran'a ve ondan önce diğer Peygamberlere indirilenlere inandıklarını ve âhirete de hiç şüphe duymaksızın yakînen inandıklarını beyan ettikten sonra: "İşte onlar, Rabb'lerinden bir hidayet üzerindedirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir." (Bakara:5) buyurmuştur. Yani hidayet Allah Teala'dandır ki o da Allah Teâlâ'nın nimeti, lutfu ve rahmeti iledir. İşte bundan dolayı kimse "Ben kendi aklım ve nefisimi yenmemle iman ettim" diye övünmesin ve kendini beğenmesin! "Bir kere iman ettim, benim imanım bir daha gitmez!" diye düşünmesin! Allah Teala korusun Allah Azze ve Celle lutuf ve rahmetini üzerimizden çekip alırsa ve biz nefis ve şeytan ve dünya ile başbaşa kalırsak bizde iman namına bir şey kalır mı?!... Öyleyse iman nimetinden dolayı Allah Teâlâ'ya gücümüz yettiğince hamd edelim ve gücümüz yettiğince Onu razı edecek söz ve işler ile uğraşalım!.. Gücümüz yettiğince Onu ğazaplandıracak söz ve işlerden uzak duralım!... Sadece îmân etmemiz Allah Teala'nın lutfuyla değildir aynı zamanda salih amelleri başarabilmemiz de Allah Teâlâ'nın lutfu ve nimetiyledir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Sizde bulunan her nimet Allah'tandır.” (Nahl Sûresi:53) Bundan dolayı Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle hamd ettiği olurdu: "İyi işler / Salih ameller nimetiyle tamama eren Allah’a hamd olsun" (İbn-i Mace:3803)

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KULLANANLARDAN BORAKS

 KULLANANLARDAN BORAKS VE KARBONATLA TEDAVİ MUCİZELERİ...                                                                                  *...