19 Ocak 2023 Perşembe

KUR'ÂN-I KERÎM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ Câbir bin Abdullah (radıyallâhü anh) şöyle anlattı: Bir adam Resûlullah Efendimize (sallallâhü aleyhi ve sellem) gelerek:

 KUR'ÂN-I KERÎM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ

Câbir bin Abdullah (radıyallâhü anh) şöyle anlattı:
Bir adam Resûlullah Efendimize (sallallâhü aleyhi ve sellem) gelerek:
"Yâ Resûlallâh! Evlâdına Allâhı'n kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?" diye sordu Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Kur'an-ı Kerîm Allah kelâmıdır, onun sevâbına nihâyet yoktur." buyurdular. Cebrâil Aleyhisselam geldi, Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) ona: "Ey Cebrâil! Evlâdına Allâh'ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?" diye sordu. O da: sevâbınının nihâyet yoktur." buyurdular.
Sonra Cebrâil Aleyhisselam göğe yükseldi, İsrâfil Aleyhisselâm'a: Ey İsrâfil! Evladına Allâh'ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?" diye sordu. O da: "Ey Cebrâil! Kur'ân-ı Kerîm Allah kelâmıdır, onun sevâbının nihâyet yoktur." dedi.
Sonra Allâhü Teâlâ, Cebrâîl Aleyhisselâm'ı Peygamberimize (s.a.v.) gönderdi ve buyurdu ki: " Yâ Muhammed! Muhakkak Rabbin sana selâm ediyor ve buyuruyor ki: Evlâdına Kur'ân-ı Kerîm'i öğreten kimse Beytimi (Kâbe-i Muazzama'yı on bin defa haccetmiş, on bin defa umre yapmış, onbin defa gazâya (cihada) çıkmış, İsmâil Aleyhisselam evlâdından on bin köle âzâd etmiş, onbin aç Müslümanı doyurmuş, on bin çıplak Müslümanı giydirmiş gibi sevap alır. Evlâdının Kur'ân-ı Kerîm'den okuduğu her har için ona on hasene verilir, on günâhı silinir.
Yâ Muhammed! Muhakkak ben 'Elif-lâm mîm' için on sevap verilir, demiyorum, lâkin elif harfi için on, lâm harfi için on, mîm harfi için on sevap verilir. Bu ameli, tekrar dirilinceye kadar o kimseye kabrinde arkadaş olur. Bu ameliyle mîzânının sevap tarafı ağır gelir. Bu kişi sırât üzerinden şimşek gibi geçer. Bu ikramların tamamınıa ve umduğundan da fazlasına nâil olmadıkça Kur"ân-ı Kerîm o kişiden ayrılmaz."
KUR’ÂN-I KERÎM ÖĞRENMENİN FAZİLETİ:
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular ki: “Kur’ân-ı Kerîm hikmettir. Kim Kur’ân-ı Kerîm’i genç yaşta öğrenirse, Kur’ân-ı Kerîm o kimsenin etine ve kanına karışır. Dikkat edin! Muhakkak cehennem ateşi, Kur’ân-ı Kerîm’e kap olmuş olan kalbe ve haramından sakınan, helâlini helâl sayan, hikmetlerine iman eden, müteşâbihlerini -Ehl-i Sünnet’e uymayan şekilde- tevilden kaçınan ve onda bidat ihdâs etmeyen bedene temâs etmez.”
Hikmet ehli zâtlar da şöyle söylemişlerdir: “Kur’ân-ı Kerîm ve ilim verilen kimse, kendini iyi tanımalı ve dünyaya meyletmiş kimselere aslâ tevâzu göstermemeli, boyun eğmemelidir. Çünkü ona verilen şey, dünya ehline verilen şeylerin tamamından daha kıymetlidir. Zira Allâhü Teâlâ, Nisâ Sûresi’nin 77. âyet-i kerîmesinde dünya malının zevk ve faydalarının az ve gelip geçici olduğunu bildirmiş, ilmi ve hikmeti ise Bakara Sûresi’nin 269. âyet-i kerîmesinde ‘hayr-ı kesîr/birçok hayır’ diye vasıflandırmıştır.”
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Uhud Harbi’nde şehit düşen İslâm askerlerinin ikişerli, üçerli olarak bir kabre defnedilmelerini, lâkin Kur’ân-ı Kerîm’i en iyi bilenlerini hayatta iken imâmete lâyık gördükleri gibi kabirde de (kıble tarafından) en öne defnedilmelerini emretmişlerdir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir gün Ashâbına: “Hanginiz her gün Bathâ ve Akîk vadilerine gidip de herhangi bir günâha ve akrabaları arasında mücadeleye bulaşmadan iki büyük deveye sahip olmak ister?” diye sordular. Onlar; “Hepimiz isteriz, yâ Resûlallah” dediler. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v.): “Her birinizin her sabah Kitâbullah’tan iki âyet öğrenmek için mescide gitmesi, onun için iki, üç veya daha fazla deveden hayırlıdır.” buyurdular.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَشْرَافُ أُمَّتِي حَمَلَةُ الْقُرْآنِ وَأَصْحَابُ اللَّيْلِ. (هب)
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:
“Ümmetimin en şereflileri, Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup, ezberleyip onunla amel eden ve geceleri ibadet edenlerdir.” (Beyhakî, Şuabü’l-Îman)
KUR’ÂN-I KERÎM OKUMANIN FAZİLETİ
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Yâ Muâz! Mesud ve bahtiyar kimseler gibi yaşamak, şehitler gibi ölmek, mahşer gününde kurtuluşa ermek, korkudan emin olmak, zulmetler gününde nur, şiddetli sıcak günde gölge, susuzluk çekilen günde suya kanmak, amellerin hafif geldiği günde mîzanın ağır gelmesini ve dalâlet gününde hidayet isteyen Kur’ân-ı Kerîm’i öğrensin ve okusun. Zira Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenip okumak Rahmân olan Allâhü Teâlâ’yı zikretmektir. Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenip okumak şeytandan muhafaza eder, mizanda ağır gelir.”
“Bir evde Kur’ân-ı Kerîm okunduğu zaman oraya melekler gelir, şeytanlar oradan uzaklaşır. Orası ev halkına geniş olur, hayrı çok şerri az olur. İçinde Kur’ân-ı Kerîm okunmayan eve şeytanlar gelir, melekler oradan uzaklaşırlar. Orası ev halkına dar gelir; hayrı az, şerri çok olur.”
“Namazda okunan Kur’ân-ı Kerîm namazın dışında okunandan daha hayırlıdır."
"Namazın dışında okunan Kur’ân-ı Kerîm diğer zikirlerden daha hayırlıdır."
"Zikir sadakadan, sadaka oruçtan daha hayırlıdır."
"Oruç, cehenneme karşı koruyan bir kalkandır...”
“Ezbere veya bakarak Kur’ân-ı Kerîm’i
hatmeden kimse için Allâhü Teâlâ cennette bir ağaç diktirir.
(O ağaç o kadar büyüktür ki) Yavru bir karga o ağacın bir yaprağından kalkıp uçsa
o yaprağın tamamını kat edemeden yaşlanır.”
“Kur’ân-ı Kerîm okuyan kimse için kabul edilmiş bir dua vardır. Sahibi dilerse onun dünyada iken verilmesini ister, dilerse de ahirette verilir.”
“Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenip ezberleyenler ve onunla amel edenler Allâhü Teâlâ’nın evliyâsıdır.
Onlara düşman olan Allâhü Teâlâ’ya düşman olmuş olur.
Onlara dost olan Allâhü Teâlâ’ya dost olmuş olur.”
“Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup onu ezberleyen,
helâl kıldığı şeyleri helal kabul eden,
haram kıldıklarını da haram kabul eden kimseyi
Allâhü Teâlâ cennete koyar,
ailesinden cehennemi hak etmiş on kişi hakkındaki
şefaatini de kabul eder.”
“Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup onu ezberleyen,
helâl kıldığı şeyleri helal kabul eden, haram kıldıklarını da haram kabul eden kimseyi Allâhü Teâlâ cennete koyar, ailesinden cehennemi hak etmiş
on kişi hakkındaki şefaatini de kabul eder.”
KUR'ÂN-I KERÎM OKUMANIN FAZÎLETİ
Hazret-i Ali (k.v.) Efendimizden rivâyet olundu: "Kim, Kur'ân-ı Kerîm'i ayakta kıldığı namazda okursa her bir harfine yüz hasene vardır. Kim oturarak kıldığı namazda okursa onun için her harfine, Elli hasene vardır. Kim namazın da, abdestli olarak okursa onun için Yirmi beş hasene, abdestsiz olduğu halde yüzünden veya ezberden mushafa dokunmadan okursa onun için ise Yirmi hasene vardır."
Hasan-ı Basrî (rah.) buyurdular ki: "Nâfile namazın hâricinde çokça kur'ân-ı Kerîm okumak içinde çok kırâat bulunmayan (nâfile) namazdan daha fazîletlidir."
Nitekim fıkıh âlimleri şöyle demişlerdir: " (Namazda) kıyâmı uzatmak secdeyi çok yapmaktan daha fazîletlidir. Zirâ Resûlullah Efendimiz (s.a.v.): "Namazın en fazîletlisi, kıyâmı uzun olanıdır.' buyurmuşlardır. Rükû ve secdeyi çok yapmakla tesbih çoğaltılmış olur, kırâat ise tesbihten daha fazîletlidir.
Tilâvetin (Kur'ân-ı Kerîm okumanın en fazîletlisi abdestli olarak, kıbleye karşı ve edepli bir şekilde dizleri üzerine oturarak yapılandır. (Rûhu'l-Beyan Tefsîr-i)
KURAN OKUMANIN FAZÎLETİ İLE İLGİLİ KISSALAR
Kur’ân-ı Kerim Hakkında Hikâye: Kur’an Okuyan Âmâ
iki hadis Adamın biri, gözleri görmeyen bir dervişin evine misafir olmuştu. Evde, rahlenin üzerinde bir Kur’an olduğunu gördü ve hayret etti. Çünkü, derviş yalnız yaşıyordu, âmâ idi ve evde kendisinden başka kimse bulunmuyordu. Üzerinde durmadı ve sebebini de sormadı. Fakat merak etmedi de değil. Gece yarısı olduğu zaman Kur’an sesiyle uyandı. Baktı ki, âmâ olduğu için gözleri görmeyen ev sahibi rahlenin başına geçmiş Kur’an okuyor. Öyle ki, okuduğu yerleri parmağıyla da takip ediyordu. Dayanamayarak sordu:
Sen, gözleri görmeyen bir adamsın. Nasıl oluyor da Kur’ân’a bakarak okuyabiliyorsun? Üstelik parmağınla da takip ediyorsun.
Derviş cevap verdi:
Allah isterse her şey olur. Ben Kur’an okumayı çok seviyorum. Fakat gözlerim görmüyor. Allâh’a duâ ettim. “Yâ Rabbi, Kur’an okurken benim gözlerimi aç ki Kur’ânı elime alıp okuyabileyim” dedim. Allah benim bu duâmı kabul buyurdu. Ne zaman okumak için Kur’an’ın başına oturursam gözlerim açılır ve ben Kur’ân’a bakarak okurum." Kaynak: Dini Hikâyeler –Sayfa 28
Hadîs-i Şerîf:
“Ümmetimin ibâdetlerinin en faziletlisi Kur’ân-ı Kerîmi (yüzüne bakarak) okumaktır.” (A. Erol 1001 Hadîs-i Şerîf)
Hadîs-i Şerif: “Kur’ân-ı aşikar okuyan, aşikar sadaka veren gibidir. Kur’ân-ı gizli okuyan sadakayı gizli veren gibidir.” Mesabih (Hazinetül Esrar Sh.24)
Hadîs-i Şerif: “Kur’ân-ı Kerîm’i yüzüne okumanın, ezbere okuyana karşı fazileti, farzın nafileye karşı fazileti gibidir.” Kenzü’l-Ummâl (Fazilet Takvimi)
KUR’AN-I KERİM’E BAKMAK
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) “Göze, ibadetten nasibini verin.” buyurdular.
“Onun ibadetten nasibi nedir?” diye soruldu.
Resûlullah (s.a.v): “Gözün ibadetten nasibi Mushaf’a (Kur’ân-ı Kerîm’e) bakmaktır.” buyurdular.
Bir başka hadîs-i şerîflerinde Resûlullah (s.a.v.) Cebrâil’e (a.s), gözünde bir ağrıdan şikâyet etti. Cebrail (a.s) ona ‘Mushafa bak’ dedi.”
Bir hadîs-i şerîfte: “Kim Mushaf’a bakarak her gün iki yüz âyet okursa kabrinin çevresindeki yedi kabre şefâat edilir.” buyuruldu.
Diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur:
“Kur’an-ı Kerim’e bakarak okuyanın diğerlerine üstünlüğü, farzın nâfileye üstünlüğü gibidir.”
Bir adam Resûlullâh’a (s.a.v) boğazındaki ağrıdan şikâyette bulundu. Resûlullah (s.a.v) ona Kur’ân-ı Kerîm okumasını tavsiye etti.
Hadîs-i Şerîf:
"Ümmetimin en fazîletli ibadeti, (mushafa) bakarak Kur'ân-ı Kerîm okumalarıdır." (Kenzü'l- Ummâl)
"Yıldızlar yeryüzündekilere nasıl görünüyorsa Kur'ân-ı Kerîm okunan ev de meleklere öyle görünür." (Beyhakî, Şu'abü'l Îmân)
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi vesellem buyurdular:
"Ağızlarınızı misvakla temizleyiniz. Zira ağızlarınız, Kur'ân'ın okunduğu, geçtiği yollarıdır." Beyhakî, Şuabü'l-Îmân)
İmâm-ı Âzam rh.) buyuruyor Kur'an-ı Kerîmi sene de iki kere hatim ederse hakkını vermiş olur
vedduha sure sonunda tekbir Âllâhü Ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber diyerek tekbir getirmeye başlamak ve sonuna kadar tekbir tekrarlamak sünnetir 3 ihlas tekrarlandıktan sonra Felak ve nas sureleri okunur sonra fatiha ve bakara sure başı ile hatimi tamamlayın tabiki Abdestli hatim olacak ondan sonra hatim dua yapılır abdestsiz kur'an hatim etmeyin misvaklı daha güzel kıbleye okunur ağlar gibi hüzünlü okunur.
KUR’ÂN-I KERÎM'İN OKUMANIN FAZÎLETİ
991: Ebû Ümame (Allah Ondan razı olsun), ben Resûlullah (sallallâhü aleyhi vesellem)’i: “Kur’an okuyunuz, çünkü Kur’an kıyâmet gününde kendisini okuyanlara şefâatçi olarak gelecektir” buyururken işittim demiştir. (Müslim, Müsafirin 253).
992: Nevvas ibn-i Sem’an (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Resûlullah (sallallâhü aleyhi vesellem)’i: “Kur’an ve hayatlarını Kur’âna göre ayarlayanlar kıyâmet günü mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Bakara ve Al-i İmran Sûreleri kendilerini okuyup amel eden kimseler hakkında hayırlı şehadette bulunup savunabilmek için mücadele ederek o kimselerin önlerine gelirler” buyururken işittim. (Müslim, Müsafirin 253)
993: Osman ibn-i Affan (Allah Ondan razı olsun)'dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah (sallallâhü aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Sizin en hayırlınız Kur’ân-ı Kerîm öğrenen ve öğretendir.” (Buhârî, Fezailül Kur’an 21)
994: Âişe (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallâhü aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kur’ânı gereği gibi güzel okuyan kimse Allâhın Peygamberlerine gönderilen elçi itâatkar meleklerle beraberdir. Kur’ân-ı Kerîm'i kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.” (Buhârî, Tevhid 52, Müslim, Müsafirin 243)
995: Ebu Musa el-Eş’ari (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallâhü aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kur’an okuyan mü'min turunçgiller gibidir. Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mümin hurma gibidir. Kokusu yoktur, tadı güzeldir. Kur’an okuyan münâfık reyhan (fesleğen) gibidir. Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münâfık Ebu Cehil karpuzu gibidir, kokusu yoktur ve tadı da acıdır.” (Buhârî, Et’ıme 30, Müslim, Müsafirin 243)
996: Ömer ibn-i Hattab (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Allah şu Kur’an’la amel edip hayatlarını onunla ayarlayan toplumları yükseltir. Onun izinden gitmeyip onu arkalarına atanları da alçaltır.” (Müslim, Müsafirin 269)
997: İbn-i Ömer (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallâhü aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Sadece şu iki kimseye imrenilebilir, onlar gibi olmak istenebilir. Veya bu iki kimseye hased edilir ve bunlardaki bu nimetin yok olması istenir. Biri Allah’ın kendisine Kur’an bilgisi verdiği onunla gece gündüz meşgul olup gereğiyle amel eden kimsedir. Diğeri de Allâh’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz onun yolunda harcayan kimsedir.” (Buhari, İlim 15, Müslim, Müsafirin 266)
998: Bera ibn-i Azib (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir adam Kehf suresini okuyordu. Yanında atı da iki iple bağlı duruyordu. Bu adamın üzerine bir bulut geldi ve ona yaklaşmaya başladı. 🐎Atı da bundan ürktü. Sabah olunca adam Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi vesellem): “O sekînedir = Rahmet ve huzurdur. Kur’an okuduğun için inmiştir” buyurdu. (Buhârî, Fezail Kur’an 11, Müslim, Müsafirin 240)
999: İbn-i Mes’ud (Allah Ondan razı olsun)'dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah (sallallâhü aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kim Kur’an-ı Kerimden bir harf okursa onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben size Elif, lam, mim, bir harftir demiyorum. Bilakis elif başlı başına bir harf, lam aynen bir harf, mim de ayrıca bir harfdir.” (Tirmizî, Fezailül Kur’an)
1000: İbn-i Abbas (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallâhü aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kalbinde kafasında hafızasında hiçbir ayet bulunmayan kimse harab olmuş bir ev gibidir.” (Tirmizî, Fezailül Kur’an 18)
1001: Abdullah ibni Amr ibni As (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallâhü aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kur’ân oku da yüksel, okuduğun nisbette cennet basamaklarından yukarı çık. Dünyada ağır ağır okuduğun gibi şimdi de ağır ağır oku. Şüphesiz senin cennette yerleşeceğin yer okuduğun ayetin son noktasıdır. Ne kadar okursan o kadar yükselirsin.” (Ebû Dâvud, Vitir 20, Tirmizî Fezailül Kur’an 18)
KUR’ÂN-I KERÎM OKUMANIN FAZÎLETİ
Fâtır Sûresi’nin 29. âyet-i celîlesinde -meâlen- şöyle buyurulmuştur: “Muhakkak o kimseler ki Allâh’ın kitabını dâimâ okurlar ve namazı dosdoğru kılarlar ve bizim kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık infâkta (harcamada) bulunurlar. İşte onlar hiç zevâl bulmayacak, kesâda uğramayacak bir kazanç umarlar.”
Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:
“Allâh’ın evlerinden mescidlerden birinde toplanıp, Allâh’ın kitabını okuyup aralarında onu birbirlerine anlatan topluluğu, melekler kuşatırlar. Onların üzerlerine sekînet (huzur) iner ve rahmet onları kaplar. Allâhü Teâlâ, indindeki (melek)lerine onları anar.”
“Ümmetimin en fazîletli ibâdeti, Kur’ân okumaktır.”
“Kim Allâh’ın kitabından Kur’ân-ı Kerîm’den bir âyet dinlerse onun için kat kat sevap yazılır. Kim de bir âyet okursa kıyâmet günü onun için nur olur.”
Diğer bir hadîs-i şerîfte, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.):
“Rutûbet isâbet eden demir nasıl pas tutuyorsa günâha bulaşan kalpler de pas tutar” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm: “Yâ Resûlallâh paslanan kalplerin cilâsı nedir?” diye sordular. “Ölümü çok anmak ve Kur’ân-ı Kerîm’i okumaktır.” buyurdular.
Akıllı kişi ibâdete, zikre ve Kur’ân-ı Kerîm okumaya devam etmelidir, çünkü kişi nasıl yaşarsa o hâl üzere ölür. Nitekim anlatıldığına göre; ömrünü Mevlâ’dan gafletle geçirmiş biri, geçimini haşhaş satarak sağlarmış. Ölmek üzere iken kendisine “Lâ ilâhe illallâh” demesi telkîn edildikçe “Bir demeti bir para” diye cevap veriyormuş. Onun için bazı evliyâ, talebelerine bu kıssayı anlatır ve: “Kelime-i şehâdeti çokça söyleyiniz ki o söz üzere ölesiniz. Nitekim bu adam, hayatı boyunca söylediği kelimelerle ölmüştür.” derlerdi. Hâsılı, kişi hayatta ne ile çok meşgûl olmuşsa o hâl üzere ölür, öldüğü hâl ile de diriltilir.
Allâhü Teâlâ cümlemize Ehl-i Sünnet îtikâdı üzere ruhumuzu teslîm etmeyi nasib eylesin, âmîn.
Hadîs-i Şerîf:
قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا خَتَمَ الْعَبْدُ الْقُرْآنَ صَلّٰى عَلَيْهِ عِنْدَ خَتْمِهِ سِتُّونَ اَلْفَ مَلَكٍ. (كنز)
“Kul, Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup hatmettiği zaman,
altmış bin melek ona istiğfar eder.”
(Kenzü’l-Ummâl)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KULLANANLARDAN BORAKS

 KULLANANLARDAN BORAKS VE KARBONATLA TEDAVİ MUCİZELERİ...                                                                                  *...